Sahip
olduğu jeopolitik konum sebebiyle Türkiye'nin çok güçlü
bir silahlı kuvvetlere sahip olması zorunludur. Türkiye,
Orta Doğu, Balkanlar ve Kafkaslar gibi dünyanın siyasi,
ekonomik ve sosyal olarak en dengesiz bölgelerinin yanı
başında bulunmaktadır. Bu da ülkemizin güçlü ve caydırıcı
bir savunmaya sahip olmasını zorunlu kılmaktadır. Güçlü
savunma da ancak güçlü bir savunma sanayii ile mümkündür. |
Savunma
sanayii sektörünün diğer sektörlerden temel iki farklılığı
bulunmaktadır. Bunlar pazar özellikleri ve teknoloji özellikleridir.
Teknoloji özelliklerinin başında en uç hatta henüz tam
olarak olgunlaşmamış teknolojilerin kullanılması yer almaktadır.
Bu sebepten dolayı savunma teknolojilerinin nasıl elde
edileceğinin önemi çok büyüktür. |
Ülkemiz
savunma amaçlı ihtiyaçlarını (özellikle de ana sistem
bazında) büyük oranda yurt dışından karşılamaktadır. Ayrıca
savunma ürün ve hizmet ihracatı, ithalat ile karşılaştırıldığında,
çok düşüktür. İhracat yapılamamasının temel sebebi özgün
teknoloji, ürün ve çözümler ortaya çıkartılamamasıdır.
Bu da Ar-Ge faaliyetlerinin çok kısıtlı olmasından kaynaklanmaktadır.
Maalesef ithal teknoloji ile ihracat yapılamamaktadır.
|
Askeri
ürünler sivil ürünlere göre çok daha yüksek maliyetlere
sahiptir. Bunun sebebi askeri ürünlerin çok çeşitli çevre
ve muhabere şartlarında çalışma ve uzun raf ve kullanım
ömürlerine sahip olma gerekliliğidir. Bu ürünlerin geliştirilmesi
ve üretimi için en ileri teknolojilerin kullanılması da
maliyetleri arttırmaktadır. Buna karşın askeri amaçlı
ürünlerin içerdiği teknolojilerin karakteristiği her 20-30
yılda bir değişmektedir. Yani bugün elde edilen bir ürün
yenileyerek 20-30 yıl bir süre kullanılabilir. Bu sürenin
sonunda teknoloji eskidiği için tehdite karşı yeni bir
tedbir elde etmek zorunda kalınır. Bilgisayar teknolojilerinde
yaşanan gelişme çok iyi bir örnektir. Bugün alınan bir
bilgisayar 2-3 yıl kullanılabilmektedir. Sonra büyük paralar
ödeyerek sahip olunan gereç hem yazılım hem de donanım
olarak geri teknolojili bir ürün haline gelmektedir. Savunma
sanayii ürünleri de aynı şekilde değişir fakat değişim
periyodu çok uzun olduğu için durumun farkında olmak çok
zordur. Bu da sürekli büyük kaynak harcanmasını gerektiren
bir kısır döngüdür. Bu tür bir kısır döngü ancak ürün
geliştiren ve geliştirdiği ürünleri bir yandan kendi ordusunun
kullanımına sunarak ulusal güvenliğini sağlayan, bir yandan
da yurt dışına satış yaparak yeni ürünleri geliştirmek
için gereken parayı kazanan ülkeler tarafından kırılabilmiştir. |
Milli
olarak tasarım, üretim ve yönetim teknolojisine sahip
olunan sistemler ülke için en maliyet-etkin çözümdür.
Ülkemizin güvenliğinin sağlanması için Türk Silahlı Kuvvetleri'nin
başka ülkelerden yetki veya izin almadan kullanabileceği
yüksek teknolojiye sahip savunma sistemlerinin yurt içinde
tasarlanması, geliştirilmesi ve üretilmesi büyük önem
taşımaktadır. Sistemin teknik ve taktik tüm özellikleri
sadece ülke içinde bilindiğinden sistem güvenliği ve güvenilirliği
tamdır. Milli sistemi değişen tehditlere ve sistem ömür
devri içinde geliştirilecek teknolojilere göre uyarlamak
mümkündür. Milli sistem geliştirilmesinde ve yaşam-destek
unsurlarında en az dışa bağımlı sistem olacaktır. Tüm
bu nedenlerden dolayı ulusal savunma gücüne katkısı en
üst seviyededir. |
Yüksek
teknolojili savunma sistemlerinin milli olarak geliştirilmiş
olması bu sistemlerin etkinliğinin garantisidir ve aynı
zamanda etkinliğin en önemli parametreleri olan gizlilik
özelliğinin ve sürekliliğin korunmasını da sağlamaktadır.
Bu durum ise askeri caydırıcılığın ve uluslararası ilişkilerde
yaptırım gücünün artmasına yardımcı olacaktır. Yüksek
teknolojiye sahip özgün ürünler geliştirerek bu ürünleri
diğer ülkelere satmak mümkündür. Böylece ekonomiye artı
değer kazandırmanın yanında özgün silah sistemleri geliştirebilen
ülke olarak dış siyasette daha etkin bir rol üstlenme
şansına sahip olunacaktır. |
Milli
olarak geliştirilmiş sistemlerin ülkenin bilim, teknoloji
ve sanayileşme yeteneğinin yükselmesine katkısı da çok
yüksektir. Tasarım teknolojisi ülkenin teknolojik düzeyinin
yükselmesine ve bilimsel bilginin artmasına neden olur.
Özgün ürün geliştirilmesi ülkenin ekonomik alanda rekabet
gücünü ve askeri alanda caydırıcılığını arttırır. Tasarım
teknolojisi ve üretim teknolojisinin bütünleştirilmesi
sanayi işletmeleri ve Ar-Ge örgütleri arasındaki işbirliğini
arttıracaktır. Bu durumda yaratılacak sinerjinin savunma
sanayi dışındaki sanayi alanlarına sıçraması mümkün olur.
Teknolojinin üç koldan gelişmesi ile mühendis, işletmeci
ve teknisyen istihdamı artar. Ar-Ge'ye dayalı tedarikte
gerekli harcamalar büyük olmasına karşın yurt içinde kalacağından
yeniden ekonomik dolaşım içine girecektir. Bu durumda
ülkemizin sosyal hayatı olumlu olarak etkilenecektir,
böylece Türk ulusunun özgüven duygusu da en üst düzeye
çıkarılmış olacaktır. |
Küreselleşmenin
getirdiği ağır rekabet ortamında ekonomimizi sağlıklı
bir yapıya kavuşturmak, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyacını
temin ederken yurt dışına bağımlılığı en aza indirmek
ve 21. yüzyıl Dünya ekonomisinde başkalarının geliştirdiği
ürünleri üreten ikinci sınıf bir ülke değil de bilgi üretebilen,
yüksek teknolojiye sahip özgün ürünler geliştirebilen
birinci sınıf bir ülke olmak için mutlaka Ar-Ge'ye gereken
önemi verilmeli ve gerek duyulan düzeyde Ar-Ge faaliyetlerini
gerçekleştirmek için gerekli olan adımlar atılmalıdır.
Ar-Ge faaliyetleri yaygın düşüncenin aksine lüks değil
bir zorunluluktur. Savunma sanayiinin gelişmesi için neredeyse
her yol Ar-Ge'ye çıkmaktadır. Bu amaçla Türkiye'nin gerek
bağımsız Ar-Ge faaliyetleri yürütmesi, gerekse de uluslararası
ortak teknoloji ve ürün geliştirme projelerine dahil olması
yerinde olacaktır. |
Ancak
zayıf ve bilgisiz toplumlar ömürlerini fırsatlar bekleyerek
geçirirler, güçlü ve bilgili toplumlar ise kendi fırsatlarını,
bilgilerini teknolojiye ve yeniliğe dönüştürerek, kendileri
yaratırlar. Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk
bu konudaki hedefi çok önceden göstermiştir: "İlim
tercüme ile olmaz, tetkik ile olur." Tetkik etmek
ise ancak Ar-Ge ile mümkündür. |
TÜBİTAK-SAGE,
"Ulusal Savunma Sisteminin" sivil kanadında yer alarak,
teknolojik atılımların gerçekleştirilmesi amacıyla yukarıda
belirtilen yaklaşımlar doğrultusunda ve ülkemizin teknolojik
bağımsızlığı yolunda, araştırmadan sanayileşmeye kadar
Ar-Ge yelpazesinin tamamında faaliyet göstermektedir ve
göstermeye devam edecektir. |
|
 |
|
 |