28.08.2008 
TÜBİTAK-SAGE LOGO
ENSTİTÜ MÜDÜRÜMÜZÜN MESAJI
 
K-Q TSE-ISO-EN 9000 LOGO
 
 
Sahip olduğu jeopolitik konum sebebiyle Türkiye'nin çok güçlü bir silahlı kuvvetlere sahip olması zorunludur. Türkiye, Orta Doğu, Balkanlar ve Kafkaslar gibi dünyanın siyasi, ekonomik ve sosyal olarak en dengesiz bölgelerinin yanı başında bulunmaktadır. Bu da ülkemizin güçlü ve caydırıcı bir savunmaya sahip olmasını zorunlu kılmaktadır. Güçlü savunma da ancak güçlü bir savunma sanayii ile mümkündür.
Savunma sanayii sektörünün diğer sektörlerden temel iki farklılığı bulunmaktadır. Bunlar pazar özellikleri ve teknoloji özellikleridir. Teknoloji özelliklerinin başında en uç hatta henüz tam olarak olgunlaşmamış teknolojilerin kullanılması yer almaktadır. Bu sebepten dolayı savunma teknolojilerinin nasıl elde edileceğinin önemi çok büyüktür.
Ülkemiz savunma amaçlı ihtiyaçlarını (özellikle de ana sistem bazında) büyük oranda yurt dışından karşılamaktadır. Ayrıca savunma ürün ve hizmet ihracatı, ithalat ile karşılaştırıldığında, çok düşüktür. İhracat yapılamamasının temel sebebi özgün teknoloji, ürün ve çözümler ortaya çıkartılamamasıdır. Bu da Ar-Ge faaliyetlerinin çok kısıtlı olmasından kaynaklanmaktadır. Maalesef ithal teknoloji ile ihracat yapılamamaktadır.
Askeri ürünler sivil ürünlere göre çok daha yüksek maliyetlere sahiptir. Bunun sebebi askeri ürünlerin çok çeşitli çevre ve muhabere şartlarında çalışma ve uzun raf ve kullanım ömürlerine sahip olma gerekliliğidir. Bu ürünlerin geliştirilmesi ve üretimi için en ileri teknolojilerin kullanılması da maliyetleri arttırmaktadır. Buna karşın askeri amaçlı ürünlerin içerdiği teknolojilerin karakteristiği her 20-30 yılda bir değişmektedir. Yani bugün elde edilen bir ürün yenileyerek 20-30 yıl bir süre kullanılabilir. Bu sürenin sonunda teknoloji eskidiği için tehdite karşı yeni bir tedbir elde etmek zorunda kalınır. Bilgisayar teknolojilerinde yaşanan gelişme çok iyi bir örnektir. Bugün alınan bir bilgisayar 2-3 yıl kullanılabilmektedir. Sonra büyük paralar ödeyerek sahip olunan gereç hem yazılım hem de donanım olarak geri teknolojili bir ürün haline gelmektedir. Savunma sanayii ürünleri de aynı şekilde değişir fakat değişim periyodu çok uzun olduğu için durumun farkında olmak çok zordur. Bu da sürekli büyük kaynak harcanmasını gerektiren bir kısır döngüdür. Bu tür bir kısır döngü ancak ürün geliştiren ve geliştirdiği ürünleri bir yandan kendi ordusunun kullanımına sunarak ulusal güvenliğini sağlayan, bir yandan da yurt dışına satış yaparak yeni ürünleri geliştirmek için gereken parayı kazanan ülkeler tarafından kırılabilmiştir.
Milli olarak tasarım, üretim ve yönetim teknolojisine sahip olunan sistemler ülke için en maliyet-etkin çözümdür. Ülkemizin güvenliğinin sağlanması için Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başka ülkelerden yetki veya izin almadan kullanabileceği yüksek teknolojiye sahip savunma sistemlerinin yurt içinde tasarlanması, geliştirilmesi ve üretilmesi büyük önem taşımaktadır. Sistemin teknik ve taktik tüm özellikleri sadece ülke içinde bilindiğinden sistem güvenliği ve güvenilirliği tamdır. Milli sistemi değişen tehditlere ve sistem ömür devri içinde geliştirilecek teknolojilere göre uyarlamak mümkündür. Milli sistem geliştirilmesinde ve yaşam-destek unsurlarında en az dışa bağımlı sistem olacaktır. Tüm bu nedenlerden dolayı ulusal savunma gücüne katkısı en üst seviyededir.
Yüksek teknolojili savunma sistemlerinin milli olarak geliştirilmiş olması bu sistemlerin etkinliğinin garantisidir ve aynı zamanda etkinliğin en önemli parametreleri olan gizlilik özelliğinin ve sürekliliğin korunmasını da sağlamaktadır. Bu durum ise askeri caydırıcılığın ve uluslararası ilişkilerde yaptırım gücünün artmasına yardımcı olacaktır. Yüksek teknolojiye sahip özgün ürünler geliştirerek bu ürünleri diğer ülkelere satmak mümkündür. Böylece ekonomiye artı değer kazandırmanın yanında özgün silah sistemleri geliştirebilen ülke olarak dış siyasette daha etkin bir rol üstlenme şansına sahip olunacaktır.
Milli olarak geliştirilmiş sistemlerin ülkenin bilim, teknoloji ve sanayileşme yeteneğinin yükselmesine katkısı da çok yüksektir. Tasarım teknolojisi ülkenin teknolojik düzeyinin yükselmesine ve bilimsel bilginin artmasına neden olur. Özgün ürün geliştirilmesi ülkenin ekonomik alanda rekabet gücünü ve askeri alanda caydırıcılığını arttırır. Tasarım teknolojisi ve üretim teknolojisinin bütünleştirilmesi sanayi işletmeleri ve Ar-Ge örgütleri arasındaki işbirliğini arttıracaktır. Bu durumda yaratılacak sinerjinin savunma sanayi dışındaki sanayi alanlarına sıçraması mümkün olur. Teknolojinin üç koldan gelişmesi ile mühendis, işletmeci ve teknisyen istihdamı artar. Ar-Ge'ye dayalı tedarikte gerekli harcamalar büyük olmasına karşın yurt içinde kalacağından yeniden ekonomik dolaşım içine girecektir. Bu durumda ülkemizin sosyal hayatı olumlu olarak etkilenecektir, böylece Türk ulusunun özgüven duygusu da en üst düzeye çıkarılmış olacaktır.
Küreselleşmenin getirdiği ağır rekabet ortamında ekonomimizi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyacını temin ederken yurt dışına bağımlılığı en aza indirmek ve 21. yüzyıl Dünya ekonomisinde başkalarının geliştirdiği ürünleri üreten ikinci sınıf bir ülke değil de bilgi üretebilen, yüksek teknolojiye sahip özgün ürünler geliştirebilen birinci sınıf bir ülke olmak için mutlaka Ar-Ge'ye gereken önemi verilmeli ve gerek duyulan düzeyde Ar-Ge faaliyetlerini gerçekleştirmek için gerekli olan adımlar atılmalıdır. Ar-Ge faaliyetleri yaygın düşüncenin aksine lüks değil bir zorunluluktur. Savunma sanayiinin gelişmesi için neredeyse her yol Ar-Ge'ye çıkmaktadır. Bu amaçla Türkiye'nin gerek bağımsız Ar-Ge faaliyetleri yürütmesi, gerekse de uluslararası ortak teknoloji ve ürün geliştirme projelerine dahil olması yerinde olacaktır.
Ancak zayıf ve bilgisiz toplumlar ömürlerini fırsatlar bekleyerek geçirirler, güçlü ve bilgili toplumlar ise kendi fırsatlarını, bilgilerini teknolojiye ve yeniliğe dönüştürerek, kendileri yaratırlar. Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk bu konudaki hedefi çok önceden göstermiştir: "İlim tercüme ile olmaz, tetkik ile olur." Tetkik etmek ise ancak Ar-Ge ile mümkündür.
TÜBİTAK-SAGE, "Ulusal Savunma Sisteminin" sivil kanadında yer alarak, teknolojik atılımların gerçekleştirilmesi amacıyla yukarıda belirtilen yaklaşımlar doğrultusunda ve ülkemizin teknolojik bağımsızlığı yolunda, araştırmadan sanayileşmeye kadar Ar-Ge yelpazesinin tamamında faaliyet göstermektedir ve göstermeye devam edecektir.
Önceki:Genel Sonraki:Organizasyon Yapısı
 
 
 
© 2007 TÜBİTAK-SAGE Bilişim Sistemleri Birimi
Telefon : (+90-312) 590 9000   Faks : (+90-312) 590 9148 - 49
Pk 16, Mamak 06261 Ankara / Türkiye